HİSSETTİĞİMİZ YAŞ

HİSSETTİĞİMİZ YAŞ
5 Ağustos 2015 tarihinde eklendi, 523 kez okundu.
Reklam

20’li yaşlarda bağışıklığımız güçsüzleşiyor, sık sık hasta olabiliyoruz. 30’lu yaşlara geldiğimizde bu kez enerjimizin azaldığını hissediyoruz. Kitap okurken gözlüğe ihtiyaç duymaya başladığımız 40’lı yaşlarda, menopoz dönemine giriyoruz. 50’lerde anahtarları nereye koyduğumuzu unutuyor, eklem ağrılarından yakınıyoruz. Kendimize iyi bakarak, olduğumuz yaşta değil, hissettiğimiz yaşta kalmaya devam edebiliriz.

20’Ler
20’li yaşlar elbette hayatın en hızlı yaşandığı dönemler. Kendini enerjik hisseden ve 20’li yaşlarının tadını çıkaranlar çoğu zaman düzensiz uyku saatlerine, düzensiz ve sağlıksız beslenme alışkanlıklarına sahip oluyor. Alkol, sigara tüketimi ile protein, vitamin ve mineral eksiklikleri de eklenince bu kişilerin bağışıklık sistemi zayıflayabiliyor. Bağışıklık sisteminin güçlenmesi için de yeterli miktarda vitamin, mineral ve protein almak gerekiyor. Bununla birlikte bağışıklığı güçlendiren besinler tüketmeye önem vermek gerekiyor. Bu yaşlarda genç kızların sıklıkla karşılaştığı sorunların başında idrar yolları ve üreme sisteminde oluşan sistit geliyor. Sistitte mesane enfeksiyon kaparak iltihaplanıyor. Hastalık boyunca idrar yaparken yanma, sık sık idrara çıkma, yorgunluk ve bulantı, cinsel ilişki sırasında ağrı hissi görülüyor. Bu hastalık genellikle antibiyotik tedavisiyle geçebiliyor. Antibiyotiğin yanında tedaviye destek amaçlı vitaminler almak iyileşme süresini kısaltıyor.

30’lar
Aşırı kahve tüketimi, kahvaltı yapmamak, sigara içmek, yağlı yiyecekler tüketmek, düzensiz uyku enerjiyi düşüren nedenler arasında. Enerji düşüklüğü 30’lu yaşlardaki insanlarda en sık rastlanan şikâyetlerden. Gün boyunca su içmek, cildinizi güzelleştirirken, olası hastalıklara karşı koruyor. Hücrelerin yenilenmesinde etkili olurken, enerji veriyor. Bunun dışında ara öğünlerde meyve tüketmek de enerjinizi artırıyor. 30’lu yaşlardaki kişilerin karşılaştığı bir başka sorun da stres. Gergin olduğunuz stresli anlarda fazla enerji tükettiğinizden kendinizi güçsüz, yorgun ve endişe içinde hissedebilirsiniz. Strese bağlı olarak uyku problemleri ortaya çıkabiliyor; iş performansınız da olumsuz yönde etkilenebiliyor. Öyle ki bazı kişilerde panik ataklar baş gösteriyor. Bunların dışında vücut tuz tutmaya başlıyor, bu da tansiyonun çıkmasına neden olabiliyor. Tansiyonun artması kalbin yorulmasına davetiye çıkartıyor. Dalak daha çok kan ve karaciğer de kana daha fazla glukoz (şeker) üretiyor. Sindirim hızı yavaşladığından, var olan enerji de beyin ve kaslar tarafından kullanılıyor. Sürekli masa başında çalışan sırt ve bel ağrılarıyla karşılaşmayan 30’lu yaşlarındaki kişilerin sayısı neredeyse yok denecek kadar az. Duruş bozuklukları, sırt bölgesinde fıtık ve kireçlenmeler sırt ağrılarının sebeplerinden. Uzun süreli hareketsizlik sırt ve bel ağrılarının tetikleyicileri. Uzun süreli araba yolculukları, rahatsız bir sandalyede yine uzun bir süre oturmak bu ağrıların nedenlerinden. Aynı zamanda depresyon ve stres de kronik bel ağrılarıyla doğrudan ilgili. Gün içinde çok fazla oturuyorsanız (özellikle de ofiste çalışıyorsanız), vücut ölçülerinize uygun, rahat bir sandalyenizin olması gerekiyor. Uzun süre oturmak belinizi zayıf düşüreceğinden yapmanız gereken 2 şey var: Saat başı mola vermek ve en azından 5 dakika yürümek. Sırt ve belinizi güçlendirecek egzersizler yapmak. Bu egzersizler, gün içinde oturarak geçirdiğiniz uzun saatlerin neden olduğu zayıflığı giderecektir.

40’lar
40’lı yaşlara gelindiğinde kaslar zayıflamaya başlıyor ve özellikle 45 yaşından sonra ağırlık çalışmayan kadınlar, önemli oranda kas kaybına uğruyor. Hacminizin azalması kulağa hoş geliyor fakat kas kaybı metabolizmanın yavaşlamasına neden oluyor. Menopoz ve menopoz öncesi dönem de metabolizmayı yavaşlatan etkenler arasında yer alıyor. Ancak çömelip zıplama gibi küçük hareketler gücünüzü sağlamlaştırabiliyor. Araştırmalar 40 yaşın üzerindeki kadınların 20’li yaşındakilere göre geceleri daha az uyuduğunu gösteriyor. Uzmanlar bunun neden olduğunu tam olarak açıklayamasa da, şöyle bir gerçek var: Az uyku=Az enerji=Az kalça egzersizi. 2004 yılında Northwestern Üniversitesi’nde yapılan bir çalışmaya göre sabahları egzersiz yapan ev kadınları akşamları daha rahat uyuyor. 40’lı yaşlardan sonra çoğu kişide rastlanan presbit, yani yakını görememe şikâyeti olanlarda yakın nesneler bulanıklaşıyor. Gözlük, kontakt lens, lazer tedavisi ile bu problemler çözülebiliyor. Premenopoz (klimakterik) menopozdan hemen öncesi ile hemen sonrasını kapsıyor ve genellikle 45-55 yaşlarında görülüyor. Kadınların çoğunda bu geçiş yaklaşık 4 yıl sürüyor. Bu dönemi yaşayan kadınların adet süresi uzamaya veya kısalmaya başlıyor. Premenopozal yıllarda yumurtalık fonksiyonlarının artıp azalması nedeni ile bir yıl süreyle adet görülmemesine kadar doğum kontrol yöntemlerinden birinin uygulanması gerekiyor

50’ler
Progesteron ve östrojen azalması beynin çalışmasını etkiliyor ve bu hormonlar kavrama ve hafıza alanları için kritik önem taşıyor. Illinois Üniversitesi araştırmacıları genel olarak hareket eden 55 yaş üstü insanlarda evde oturanlara göre kavramanın daha hızlı olduğunu görmüş. Bu insanlar ayrıca hafıza ve konsantrasyon testlerinde daha üstün çıkmış, bu yüzden hafıza egzersizlerinin çok faydalı olduğunu unutmayın. Haftada üç kez yarımşar saat yürümek 60. yaş gününü unutmanızı da engelliyor. Ergenlik ve doğurganlık gibi kadın vücudunun doğal bir işlemi olan menopozun ortalama yaşı 48 ile 52 yaşlar arasında yoğunlaşıyor. Kadınlarda östrojen hormonu düştükçe vazomotor belirtiler baş gösteriyor. Bu belirtiler baş, boyun ve göğüs bölgesinde ani kızarıklık, vücut ısısında artış ve daha sonra aşırı bir terleme şeklinde oluyor. Menopoz döneminde vajina ve idrar yollarını örten epitel tabakasında incelme ve esneklik kaybı gibi atrofik değişiklikler de ortaya çıkıyor. Kemik erimesi, depresyon ve kalp-damar hastalıklarında artış da menopoz döneminin belirtilerinden. Bu dönemde kadınların östrojen ve progesteron içeren haplar ve kalsiyum takviyesi alması gerekiyor. 50’li yaşlarını yaşayan kişilerde en sık görülen rahatsızlıklardan bir diğeri de eklem ağrısı. Eklem ağrısından en çok dizler, kalça eklemleri, parmaklar ve omuzlar etkileniyor. Kimi zaman bir eklemin sakatlanması, aşırı vücut ağırlığı veya eklem kıkırdaklarında yılların verdiği aşınma ve yırtıklar sonucunda eklem ağrıları gelişebiliyor. Stres, tiroit bozuklukları, çinko ve demir eksiklikleri, enfeksiyonlar, genel anestezi ile ameliyat, diyabet, aşırı doz A vitamini gibi nedenler 50’li yaşlardaki kişilerde saç dökülme problemini ortaya çıkarıyor. 50’li yaşlarda “premenopoz-menopoz” süreci nedeniyle zaten yavaşlayan metabolizma hızının iyice düşmesi, psikolojik sorunlara ve duygusal dalgalanmalara bağlı aşırı miktarda yemek tüketimiyle birleşince hazımsızlık sorunu baş gösteriyor. Beslenme alışkanlıklarınızı gözden geçirip, akşam geç saatlerde yemekten kaçınmak hazımsızlık sorununa karşı yapabilecekleriniz arasında. Hazımsızlık ve şişkinlik sorunu için destek ürünler kullanabilirsiniz.купить продвижение сайтайога в братеевоmayfair escorts dubaihttps://altezza.travelчехлы для macbook proчехол для айфон 4

Reklam
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Sayfa başına git